Anne...
Bir insanın hayata gözlerini açtığında ilk tanıdığı kişi, ilk hissettiği yürek, ilk sevgiyi öğrendiği yüce varlık. Dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi dili konuşursanız konuşun, hangi inanca sahip olursanız olun, bir annenin evladına olan sevgisi, fedakârlığı ve merhameti aynıdır. Anneler, sadece bir aileyi değil, toplumları ayakta tutan en güçlü bağdır. Onların şefkati, sevgisi ve fedakârlığı, insanlık tarihinin en kutsal gerçeklerinden biridir.
Ancak ne yazık ki, günümüz dünyasında anneler bile siyasi kavgaların içine çekilmeye çalışılıyor. Siyasetin sert ve acımasız rüzgârları, hiç kimsenin dokunmaması, kurcalamaması, yorum yapmaması gereken o en hassas noktaya, annelere yöneldiğinde, insanlık büyük bir sınavı kaybetmiş olur. Farklı görüşlerde olabiliriz, farklı liderleri destekleyebiliriz, farklı düşünceleri savunabiliriz; ancak anneler, hiçbir siyasi tartışmanın, hiçbir ideolojik kavganın, hiçbir düşmanlığın bir parçası olmamalıdır.
Anneler üzerinden siyaset yapmak, insanlığa yapılan bir saygısızlıktır.
Bir siyasetçinin annesi, bir liderin eşi ya da sıradan bir bireyin ailesi, siyasi kimliğinden bağımsız olarak saygıyı hak eder. Bir anne, hangi görüşü savunduğuna bakılmaksızın, yalnızca anne olduğu için bile dokunulmazdır. Siyasetin seviyesini düşürerek, anneleri hedef almak, hakaret etmek ve çirkin sözlerle anmak, iğrenç yakıştırmalarda bulunmak, iftiralar atmak, ucuzlaşmak yalnızca o kişilere değil, toplumun vicdanına da yapılmış büyük bir saygısızlıktır.
Tarih boyunca anneler, savaşların, kavgaların ve krizlerin en büyük mağduru olmuştur. Bir annenin gözyaşı, yalnızca onun ailesini değil, bir milleti de derinden etkiler. Bugün bir anneye yapılan haksızlık, yarın bir başkasının canını yakar. Bugün bir annenin itibarı zedelenirse, yarın başka anneler de aynı tehditle karşı karşıya kalır. Birinin annesine ya da eşine dil uzatıldığında o dil kınanmazsa, ayıplanmazsa, yarın o kötü sözlerin hedefinde ses çıkarmayanların, tavır göstermeyenlerin anneleri olur. Bu kısır döngü, toplumu sadece daha da ayrıştırır ve kin tohumları eker.
Son dönemde ülkemizde de siyasi tartışmaların odağında annelerin ve eşlerin yer aldığını görüyoruz. Bir siyasi figürün annesi, eşi ya da ailesi hedef alınarak siyaset yapılması, toplumsal değerlerimize büyük bir zarar verir. Bu, yalnızca bir tarafın sorunu değildir; geçmişte de farklı liderlerin anneleri hedef alınmış, saygısızlığa maruz kalmışlardır. Hangi görüşten olursa olsun, bir annenin onuru tartışmaya açılmamalıdır. Siyasi figürleri eleştirebilirsiniz, onların politikalarını sert bir dille sorgulayabilirsiniz; ancak aileleri bu tartışmaların dışında bırakmak, insani ve etik bir zorunluluktur.
Annelerin gözyaşı üzerinden siyaset yapılmamalıdır.
Ne yazık ki, sosyal medyanın da etkisiyle, anneler üzerinden yapılan siyaset, hakaretler ve itibarsızlaştırma kampanyaları daha da artıyor. Sanal ortamda hızla yayılan çirkin sözler, iftiralar, karalamalar, kötü zihniyetlerin isteklerine hizmet ederken, toplumdaki ayrışmayı da körüklüyor, bunun yanı sıra varlığımızın yegâne anlamı olan insani değerlerimizi de aşındırıyor. Unutmamak gerekir ki, bugünün mağduru bir siyasi figürün annesi olabilir, ancak yarın başka birinin annesi aynı saldırıya maruz kalabilir. Bu nedenle, bu tür saygısızlıkların önüne geçmek için herkesin ortak bir duruş sergilemesi gerekiyor.
Annelerin kutsallığını korumak, toplumsal birlikteliğimiz için de büyük önem taşıyor. Çünkü bir anne yalnızca kendi evladını değil, toplumu da besleyen bir kaynaktır. Onların gözyaşı, yalnızca bireysel bir acı değildir; bir milletin vicdanında derin yaralar açar.
Saygıyı ve vicdanı kaybetmeyelim.
Siyaset, fikirlerin, projelerin ve çözümlerin yarıştığı bir alan olmalıdır; kin ve nefretin değil. Bir toplumu güçlü kılan şey, farklı görüşlere rağmen birbirine duyduğu insani saygıdır. Anneler, toplumumuzun en değerli varlıklarıdır. Onları hedef almak, incitmek, aşağılamak yalnızca bireysel bir kötülük değil, insanlık adına utanç verici bir davranıştır.
O yüzden çağrımız nettir: Anneler, siyasetin malzemesi olamaz, yapılamaz! Onların onuru tartışmaya açılamaz, gözyaşları politik hesaplara kurban edilemez. Bu İmamoğlu'nun annesi de olsa, eşi de olsa ya da Cumhurbaşkanı'nın annesi de, eşi de olsa fark etmez. Bir anneye dil uzatılınca o toplumun vicdanı tümden kanamalıdır.
Bugün, annelerimize olan sevgimizi ve saygımızı her fırsatta göstermeliyiz. Siyasetin ötesinde, insani değerlerimizi korumak zorundayız. Ve unutmayalım ki, hangi siyasi görüşten olursak olalım, hangi ideolojiyi savunursak savunalım, annelerimiz her zaman başımızın tacıdır!
Üstat Neşet Ertaş'ın da dediği gibi: "Anneler insandır, biz insanoğlu!"