Yönetişim dünyasında sıkça duyduğumuz bir söz vardır: "Ölçemezseniz, yönetemezsiniz." Ünlü batılı bir düşünüre affedilen bu ifade, özellikle iş dünyasında bir rehber niteliğindedir. Ancak bu yaklaşım ne kadar doğru? Gerçekten her şeyi ölçmek mümkün mü ve ölçülen her şeyin yönetime doğrudan katkısı var mı?
Bugün, verilerin ve istatistiklerin karar süreçlerinde belirleyici olduğu bir çağda yaşıyoruz. Performans ölçümleri, grafikler, tablolar ve istatistikler hayatımızın her alanına nüfuz etmiş durumda. Ancak bir şeyi ölçmek, onu gerçekten anladığımız anlamına gelir mi? Yönetim sadece ölçülebilir verilerle mi şekillenmelidir?
Özellikle yerel yönetimlerde bu soru daha da önem kazanıyor. Mart 29'da gerçekleşen yerel seçimlerin yıl dönümü yaklaşırken, belediyelerin ve yerel yöneticilerin bir yıllık performanslarını değerlendirmeleri kaçınılmaz. Ancak burada kritik nokta şu: Rakamlar her zaman gerçeği tam olarak yansıtmayabilir. Sayılar başarıyı gösterebilir ama insanların memnuniyeti, adalet duygusu objektif hizmet yaklaşımı ve hizmetlerin topluma etkisi her zaman ölçülebilir değildir.
Rakamlar Her Şeyi Anlatır mı?
Ölçüm, bir konuyu anlamanın ve analiz etmenin en yaygın yollarından biridir. Ancak bazen bizi yanıltabilir. Çünkü: Her ölçüm kesin sonuç vermez. Özellikle sosyal olaylar rakamlar ve istatistiklerle ifade edilmesi çok da isabetli olmaz
Elde edilen veriler eksik veya yanlış yorumlanabilir. Örneğin, sadece bütçe rakamlarına bakarak bir belediyenin hizmet kalitesini değerlendirmek, çalıştırmış olduğu elemana veya iş makinesi sayısına göre değerlendirmek büyük resmi göz ardı etmek anlamına gelir.
Ölçülebilir olanın değerli, ölçülemeyenin önemsiz kabul edilmesi tehlikelidir. Oysa bir yönetimin en önemli unsurlarından biri, halkın güveni, yönetime olan inancı ve yaşam kalitesidir. Bunlar sayılarla ifade edilmesi zor ama kritik unsurlardır.
Ölçüm bazen bir baskı aracı haline gelebilir. Sürekli performans değerlendirmesi yapmak, hizmet sunanları gereksiz bir yarışa sokarak inovasyonu ve özgün projeleri baskılayabilir. Çünkü herkes ölçümlerden iyi sonuç almak için risk almaktan kaçınır.
Yönetimin Gerçek Amacı: Ölçmek mi, Adalet mi?
Yönetimin temel amacı, belirsizliği azaltmak ve doğru kararlar alabilmektir. Ancak bu, yalnızca sayılarla yapılabilecek bir şey değildir. Yönetim, sezgi, deneyim, ahlak ve vicdanı içeren bir süreçtir.
Ölçüm ve veriler elbette önemlidir, ancak her şeyin ölçülemeyeceği gerçeği göz ardı edilmemelidir. Bazen en değerli şeyler, sayılara dökülemeyen unsurlardır: Bir liderin vizyonu, halkın yönetime olan güveni, bir ekibin dayanışması, bir çalışanın işine olan tutkusu…
Bu yüzden sadece rakamlara odaklanarak yönetmek, eksik ve yüzeysel bir bakış açısı oluşturabilir. Önemli olan, verileri kullanırken insani faktörleri, asıl olan ihtiyaçları sezgileri, duyguları ve inançları göz ardı etmemektir. Çünkü her şeyin rakamlarla ifade edilemediği bir dünyada yaşıyoruz.
Son olarak, yönetimde sadece büyüklüğü veya çoğunluğu baz alarak karar vermek her zaman doğru olmayabilir. 5, 4’ten büyük olabilir ama 5 haram, 4 helalse tercihimiz 4 olmalıdır. Burada ölçülenin büyüklüğü değil, doğru olanın ne olduğu önemlidir. Bir sepet çürük yumurta bir tek sağlam yumurta etmeyeceği gibi Sayılardan çok ahlaka, vicdana, kültüre, medeniyete ve inançlara uygun olanı seçmek daha değerlidir.
Unutmayalım ki, yönetmek sadece hesap yapmak değil, adil ve doğru kararlar alabilmektir. Yöneticilerimizin adil doğru ve vicdanlı olmalarını temennilerimle.