Yaklaşık 20 yıldır sakalımı hiç kesmedim, sinek kaydı tıraşlı halim nasıldı hatırlamıyorum bile. Aylardır bu işin "sistemsiz, organizasyonsuz" olmayacağını defaatle dile getirdim sosyal medyada. Bir ileri, iki geriden öteye gitmez bu durum dedim. Gelinen süreçte haklı çıkmanın gururunu yaşayamama sebebim, içler acısı halimizdir.
Bir takım düşünün ki, saha içerisinde savunma aksiyonları alamıyor, hücumsal organizasyonu yok, iki garibin ayağına bakmaktan başka yapacak tek hamlesi olmayacak kadar biçare halde. Ve bu takımın hocası, maç sonunda, "Takım oyunumuz kazanmak için yeterliydi." diyor. Güler misin, ağlar mısın? Sayın hocam, takım oyunu olan bir ekibin varsa, bahsettiğin ama sende olmayan o "takım oyunu" seni alır rakip kaleye götürür. Hatta o top, kendiliğinden üç direğin arasından içeri girer. Ama bu oyun sende yoksa (5 aydır yok), duran top ve karambolle arar durursun.
Bir oyun düşünün, takımın %80'i performans veremiyorsa bunun izahı, ne oynamaya çalıştığını bilmeyen oyuncular ve bu oyunculara oynamaları gereken doğru oyunu yerleştiremeyen eski jenerasyon futbol adamlarına yazar.
Mevcut durumda Trabzonspor şu an toz duman haldedir. Takım sıralamada küme hattının hemen üstündedir. Bu büyük camia, böyle stresli süreçlere alışık da değildir.
Yapılması gereken hamle net ve bellidir. Bu dakikadan sonra her maç, kendi topraklarında protesto yemek kolay kaldırılabilecek bir durum olmaz. Yaşanan olumsuzluklarda müdahale için öncelik, müdahaleyi yapacak "doğru ismi" çekip almaktır.
Trabzonspor gündemi 1-2 gün sıcak olur.
Sonrasında, kış güneşi hazır bulutların arasına girmişken, "bahar temizliğine" başlamak lazım. Temizlik, güneşli günlerde halıların altına süpürülenleri temizlemekten başlasın derim...
Kalın sağlıcakla.