Erozyon üzerine erozyon yaşayan Trabzonspor... Oynadığı her maçta doksan dakika sahada takım birlikteliğini bir türlü yerli yerinde tutamamanın eksikliği içerisinde olan Trabzonspor, Başakşehir maçında önceki maçlara nazaran daha dirençliydi.

Sahanın her alanında yardımlaşmayı üst seviyede tutarak ilk yarıyı bir golle önde tamamladı ve soyunma odasına galip gitti.

Yine de önceki maçlara nazaran tüm spor severlerin aklındaki soru şuydu: "Oyunu gol yemeden üç puana ulaşarak bitirebilecek mi?"

İkinci yarıda iki takım da hemen hemen başa baş bir mücadele içerisindeydi. Gelen ikinci golle daha da umutlanan Trabzonspor, rakibin gardını kırarak üçüncü golle oyunu forse etti ve skorborda yazdırdı.

Demek ki oluyormuş! Oyuncu grubu aynı olduğuna göre, demek ki bir yerlerde yanlışlık veya göz ardı edilen noktalar varmış. Kan değişiminin etkileri, kimi hocaya isteklendirme eksikliği getirirken, kimi hocaların motivasyonunu artırıyor. Bu da futbolun gerçeği ve bazen kederli bir tespit olabilir. Fatih hocayla mayanın tuttuğu da bir gerçek.

Şimdi, geçmişin handikaplarını düşünmenin zamanı değil. Trabzonspor’un tek bir bütün olduğunu unutmamalıyız. Futbol bir matematik oyunudur. Hangi dakikada kim çıkar? Hangi dakikada sahaya hangi futbolcu sürülür? Bunlar mantık ve gözlem işidir.

Başakşehir maçı, futbolcu grubunun ekonomik kullanımı sonucunda kazanılmış bir galibiyettir. Şenol hoca da bizim değerimizdir, Fatih Tekke de bizim değerimizdir.

Önemli olan Trabzonspor’dur, gerisi teferruattır!

İnanıyorum ki Trabzonspor, sonraki maçlarda daha üst seviyelere çıkarak bu moralle kupada da söz sahibi olacaktır.