Mübarek günler hürmetine, Yüce Allah’tan Türk milleti, Müslümanlar ve tüm insanları rahmeti, mağfireti, affı ve bereketi ile kuşatmasını niyaz ediyorum. Ramazan-ı Şerif’e veda etmenin hüznü ile bayrama kavuşmanın heyecanını aynı anda yaşıyoruz. Rabbim bizlere sağlık, afiyet ve uzun ömür nasip eylesin. Ramazan’ı da tekrar idrak etmeyi nasip etsin.

Filistin ve Yemen başta olmak üzere, gönül coğrafyamızın farklı köşelerinde yaşanan ölümler, acılar, zulümler, mağduriyetler ve haksızlıkların bir an önce sona ermesini temenni ediyorum. İsrail saldırıları başladığında ülkemize getirdiğimiz Gazze’nin mazlumlarından sağlık çalışanlarımıza, devlet koruması altındaki evlatlarımızdan Harbiyeli gençlerimize, çiftçi kardeşlerimizden 28. Dönem milletvekillerimize kadar halkımızın çok çeşitli kesimlerini muhabbet sofrasında bir araya getirdik, kucaklaştık, hasret giderdik. Bugün de eğitim-öğretim ordumuzun neferlerini ağırlayacağız.

Bayram öncesinde, yüzlerini Türkiye’ye dönmüş mazlum ve mağdurlara el uzatma gayretimizi sürdürüyoruz. Dünyanın dört bir yanında zulme uğrayan bölgelere yönelik yardımları hem gönüllü kuruluşlar hem de resmî kurumlarımız vasıtasıyla artırdık ve artıracağız. Türkiye içinde ise bir taraftan belediyeler ve parti teşkilatları, diğer taraftan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla ihtiyaç sahiplerinin kapısını çaldık, hâllerini ve hatırlarını sorduk. Son 23 yıldır olduğu gibi, bugün de garibin, yetimin, öksüzün; Allah’tan ve devletten başka kimsesi olmayanların imdadına koşacağız. Onlara kol kanat germeye azimle devam edeceğiz.

Bir polisimizin, kendi cebinden ücretini ödeyerek engelli bir vatandaştan satın aldığı pamuk şekeri çocuklara vermesi, ana muhalefet aktörleri tarafından eleştiri konusu yapıldı. Emniyet güçlerimize baltayla, havai fişekle, yanıcı asitlerle, molotofla, taşla, sopayla saldıran sokak teröristlerine kucak açanların, polisimizin çocuklara pamuk şekeri ikram etmesini dillerine dolamaları ibret vericidir. Düne kadar şehir şehir ortalığı yangın yerine çevirenler, şimdi çıkıp utanmadan pamuk şeker üzerinden hamaset yapıyorlar.

Öyle bir çarpık zihniyet dünyasına sahipler ki, polise taş atılmasıyla, molotof atılmasıyla, baltayla saldırılmasıyla bir sorunları yok. Esnafın dükkânının camının çerçevesinin indirilmesiyle bir dertleri yok. Milletin malının mülkünün yağmalanmasıyla bir sıkıntıları yok. Tarihi camilerimizin avlusuna, affedersiniz, meyhane çevrilmesiyle de hiçbir problemleri yok. Ama Nevruz Bayramı'nda polisimizin çocuklara pamuk şekeri dağıtması bunları rahatsız ediyor.

Bu tutarsızlıkların, bu büyük çelişkilerin milletimiz tarafından, özellikle hür kardeşlerimiz tarafından not edildiği kanaatindeyim. Bu faşist zihniyet millet karşısında zaman kaybetmiştir, bundan sonra da kaybetmeye mahkûmdur. Teröristsiz bir Türkiye inşa edildikçe, istismar malzemeleri ellerinden alınanların bu tür hezeyanlarına anlaşılan daha çok şahit olacağız.

Onlar ne yaparsa yapsın, biz milletimizi 40 yıldır kanını ve kaynaklarını emen terör musibetinden kurtarmakta kararlıyız. Kürt, Arap, Türkmen, Alevi, Çerkes ve Laz olmak üzere 85 milyonun emanetini taşıyoruz. Dünyanın en büyük ve en güçlü ülkelerinden biri olan Türkiye’yi yönetirken, 23 yıldır olduğu gibi, kutuplaşma yerine kucaklaşmayı, kavga yerine dayanışmayı, nefret siyaseti yerine sevgi siyasetini savunmaya devam edeceğiz.

Ne olursa olsun, muhabbetin, barışın ve kardeşliğin evrensel dilini yükseltmekten geri durmayacağız. Nifak ve nefret saçanlara aldırmadan, bolluk ve bereketiyle baharın gelişini simgeleyen Nevruz’u, 85 milyon olarak birbirimize yeni bir umutla sarılma vesilesine dönüştürmeye devam edeceğiz. Aziz milletimiz başta olmak üzere, gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin Nevruz Bayramı’nı bir kez daha tebrik ediyor, aramızdaki sevgi ve kardeşlik bağlarının güçlenmesini yürekten temenni ediyorum.